sevgili arkadaşlar,
sözcükler dökülsün...
ayıp bilmeden sere serpe.

özlemek hiç bu denli unutulmuş olmasın.
kimseler bir diğerine anımsatmasın yaşanılası güzellikleri.

dökülmesin, bükülmesin, yitirilmesin...
geçen yıllar.
yine çocuklar, yine yoksunluklar.
eşitsiz kalanlar ve dahası.

iyi dileklerle...

bir yerden,
bir uzaktan, bir deniz kabuğundan
"fısıltı"
bile olsa güzel olana kabart kulağını.

tutunurken karada deniz insanı olabilmek sorusu
hep gelgitlerde.
ışıldar mı dersin deniz yıldızı.

ne yapıyorsak, yapacaksak
insana yaraşır olan, insan sıcağıyla, sev'ebil'diklerimize yenilerini eklemek için
açıl saçıl sere serpe...

barış, iyilik, sevgi dolu bir 2006 dileğiyle.


Hepimizin Füsun Ablasıydı Füsun Sayek. Çok hastayken yazmıştı bu satırları TTB 2006 yılı ajandasının en başına. Haziran 2006 tarihinde yapılan 54. Genel Kurul’a çok istediği halde rahatsızlığı nedeniyle katılamadı. Ancak şu mesajı gönderdi; “Düşlerimiz yüce bu ülkede, herkesin, toplumun iyi sağlık hizmeti almasını istiyoruz. Gözümüz kendimizden başkasını görmeyecek kadar kararmış, ruhumuz başkalarını düşünemeyecek kadar yıpranmış, vicdanımız incinmeyecek kadar körlenmiş değil. Biz hekimiz, vicdanlıyız ve heyecanlıyız. Şimdi herşey doludizgin ve çoğul, her şey kesintisiz. Ve şimdi her şey yeniden...” Ama 2006 yılı bitmeden yitirdik kendisini...

 

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanlığı yaptığı 10 yıl boyunca hekim mücadelesinin ve hasta haklarının sembolüdür Füsun Abla. Gerek hekimlerin özlük hakları, gerek hastaların daha iyi sağlık hizmeti almaları ve gerekse toplum sağlığı için tabip odaları, diğer meslek odaları ve sivil toplum örgütleri ile çeşitli eylemlerin örgütlenmesine öncülük eder. Toplu nöbet eylemleri, beyaz yürüyüşler, ekonomik ve özlük hakları, çalışma koşulları için yapılan grevler, açıklamalar onun döneminde kamuoyu gündemine oturan başlıca eylemlerdir. Hekimlerin çalışma koşullarına, özlük haklarına yönelik geliştirilen mücadele yanında, sağlık hizmetlerinin toplum yararına verilmesi için de ciddi çaba gösterir. Birçok ulusal ve uluslararası alanda toplum sağlığına ve sağlık eğitimine yönelik projelerde yer alır, projeler üretir ve yönetir. Başkanlığı döneminde hekim örgütleri yaptığı her eylemde halkı haklı olduklarına ikna eder, halkın da desteğini alır.  İnsan sevgisinin örgütlü mücadelenin gücüyle birleştiğinde neler yapılabileceğini hepimize gösterir. Üretkenliğini sakinliği ve direnciyle birleştirerek tüm hekimlerin Füsun Ablası olur.

Diğer demokratik kitle örgütleri ile birlikte TTB’nin de toplumsal mücadelede yer almasına önayak olur. 7 Ekim 2003 tarihinde iktidarın Irak’a asker gönderme kararı alınmasına karşı TTB, DİSK, KESK ve TMMOB öncülüğünde düzenlenen eylemde polis tarafından tekmelendiğinde; “Aslında bacağım değil, ruhum acıyor...geçmiş olsun” diyenlere teşekkür ediyorum. Geçmiş; ancak, daha demokratik, özgür bir Türkiye gerçekleştiğinde gençlerimiz kolları kırılıp orta yerlerde bırakılmadığında geçmiş olacak.der.

Halk sağlığı, hekim ve hasta hakları ile demokrasi mücadelesinin her anında gülen gözleriyle hepimize umut ve güven verir. En zorlu zamanlarında bile yakın pembe gözlüklerinin arkasından hep güler. O zamanlar başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Doktorlara iğne yaptırmam, felç edebilir” açıklamasına karşılık, “Başbakana iğne yapmayı çok canım istiyor. Ama bu iğne empati, halkı daha iyi anlayabilme, hızlı öfkelenmeme, son söyleyeceğini ilk söylememe iğnesi olacak” diyerek ironik bir yanıt verir.

Füsun Sayek, TTB’yi DNA’ya benzetir. 2003 yılında DNA’nın keşfinin ve TTB’nin 50. kuruluş yılında; her ikisinin de yaşamsal olduğunu, bulunuş ve kuruluş amacı ve hedefini aşan biçimde istikballerinin bugünden daha iyi olacağını belirterek hem DNA hem TTB’nin yıl dönümlerini kutlar. Türk Tabipleri Birliği’nin Türkiye’de halk sağlığına bir köprü olan, önemli bir meslek örgütü olduğunu, 56 tabip odası, Merkez Konseyi, odalarda ve merkezde onur kurulları, süreli yayın organları, kol, komisyon ve çalışma grupları ile birlikte hekimler ve toplum için en iyisini yapma görevini yerine getirdiğini belirtir. Sağlık sistemine, antidemokratik uygulamalara, niteliksiz tıp eğitimine, antidemokratik uygulamalara ve savaşa karşı eleştirilerini her zaman korkusuzca dile getirir. TTB bugün onun yolundan ve ilkelerinden giderek hekimlerin ekonomik ve özlük haklarına, sağlığın bir ekip işi olduğu vurgusuna, sağlığın toplumsal bir hak olmasına, savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğuna, uygulanan sağlık sistemlerinin toplumun sağlığını bozacak nitelikte olmasına, tıp ve uzmanlık eğitiminin ne kadar yetersiz olduğuna, barışa, demokrasiye, özgürlüklere ve birçok şeye sahip çıkarak göstermektedir.

2006 yılının 15 Ekim’inde aramızdan ayrılan Füsun Sayek’in anısını yaşatmak, çalıştığı ve inandığı davaları devam ettirmek için eşi Prof. Dr. İskender Sayek ve kızları Selin ve Aylin tarafından, 2007 yılında Hatay ilinin Arsuz bölgesinde Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Geliştirme Derneğikurulur. 2007 yılında bir hafta süren etkinlikler kapsamı 2013 yılından sonra daha da kurumsallaşarak, Ağustos ayı içerisinde içinde sağlık taramalarından müziğe, sergilerden konserlere, çocuk eğitim atölyelerinden edebiyat etkinliklerine, panellerden söyleşilere, spor aktivitelerinden atölyelere ve farkındalık projelerine kadar değişen oldukça geniş bilimsel ve kültürel bir çerçeve de yapılmaktadır. Bu etkinlikler başta TTB, tabip odaları, uzmanlık dernekleri ve diğer STK’ları ile birlikte ücretsiz olarak düzenlenmektedir.  Bir STK olarak gönüllülük temelinde yapılan bu çalışmaların amacı; kültür, sağlık ve eğitim faaliyetleri aracılığıyla Hatay’daki çocuklar, gençler, kadınlar ve dezavantajlı topluluklar için daha iyi bir gelecek sağlamaktır. Ayrıca oluşturdukları burs fonu ile ihtiyacı olan ve akademik başarısı iyi olan yükseköğretim öğrencilerine karşılıksız burs yardımları yapılmaktadır. Eminiz ki Füsun Abla tüm bu yapılanları pembe gözlüklerinin arkasındaki gülen gözleri ile izlemekte ve mücadelesinin boşa gitmediğini düşünmektedir.
Aramızdan ayrılışının 20. yılında onu en güzel Murathan Mungan’ın “Unutmadık dizeleri anlatır. Çünkü hekimler onu hiç unutmadı...

UNUTMADIK

yaralı bayramlar geçti
mevsimler, bütün anlamlarıyla
yüreğin koyu yerinde birikenler
kendi takvimleriyle gelip geçtiler
gelip geçti şehirler ve ölüler
unutmadık

topraktan çobanyıldızına değin
her yer
her şey
mümkündü
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralıydık
unutmadık

Dr. Ali İhsan Ökten
Hekim-Yazar