Ben İstanbul'da doğdum. Bu fotoğraf, benim orta okul - lise dönemimde çekilmiştir. Bebek'te yaşayan çoğu komşumuz gibi ben de arkadaşlarım ile gerek kıyıdan, gerekse sandaldan sık sık balık tutardık. Eğer oltamıza istavrit gelirse onu denize iade ederdik, tuttuğumuz balık izmarit'ten aşağısı olmamalıydı. Zira fotoğrafta gördüğünüz gibi sularımız çok zengindi ve balık her sofrada yer alabiliyordu. Zamanımızda, ithal edilenleri saymazsak, balık sofralarında istavrit ana yemek oldu, ayrıca yerken başka neleri yediğimizi de vurgulamaya gerek yok.
Bu fotoğraf, rahmetli babam Cafer Tayyar Türkmen tarafından, bir şehir hatları vapurunun içinden çekilmiştir. Kendisi, şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, eski adı Devlet Güzel Sanatlar Akademisi olan kurumda fotoğraf anasanat dalının kurucuları arasındaydı.
Fotoğrafa hem bakalım hem de birlikte okuyalım:
Balık o kadar bol ki, zokayı yutanın yanında, karnından bile yakalanan var.
Balık tutanların arasında amatörler de mevcut.
Zamanımızda artık çok azalmış ve yerini içten motorlu ve daha büyük teknelere bırakmış olan sandal modellerindeki zenginlik dikkat çekiyor.
Arkada uzaklarda Şehir Hatları'na ve Deniz Yoları'na ait, dinlenen yolcu gemileri var.
Yine uzak planda, fotoğrafın sağında, yakın zamanda restore edilen ve halen görevde olan Şehir Hatları'nın Paşabahçe vapuru görülüyor.
Vapur trafiğinin yoğun olduğu bu bölgede, çoğu kömürle ısıtılan kazanlara sahip vapurların baca atıklarının yoğunluğu fark ediliyor.
En geride Beyazıt Kulesi ve Süleymaniye Camii'nin silüeti fark ediliyor.
Prof.Dr. Metin Türkmen
Acıbadem Altunizade Hastanesi, Ortopedi Kliniği
Haliç Girişindeki Balıkçılar

Bu fotoğraf, rahmetli babam Cafer Tayyar Türkmen tarafından, bir şehir hatları vapurunun içinden çekilmiştir. Kendisi, şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi...