İyi hekimliği, mesleki profesyonelliği ve hekimin güçlendirilmesini odağına alan Hekim Sözü, hekimliğin bilimsel, etik, düşünsel, kültürel ve toplumsal boyutlarını bir araya getiren bir platform olma hedefiyle yeniden okuruyla buluşuyor.

Web tabanlı yeni yüzüyle dergimizin bu sayısında, Heybeliada Sanatoryumu yazısıyla hekimliğin geçmişine ve belleğine dönüyor, aynı zamanda İstanbul Tabip Odasının güncel mücadele alanlarından birini hatırlıyoruz. Tıp öğrencilerinin sesine kulak vererek geleceğin hekimlerinin beklentilerini, kaygılarını ve umutlarını dinliyoruz. Gelecek kaygılarının, bugünkü tıp eğitimine ve hekimlik ortamına eleştirel bakışın önüne geçmiş olabileceğine dikkat çekiyoruz. TUS tercihlerini değerlendiren yazıda ise öğrencilerin dile getirdiği kaygıların uzmanlık tercihleri ve sağlık sisteminin sorunlarıyla nasıl örtüştüğünü görebiliyoruz.

Hekim emeği, çalışma yaşamı ve sağlık politikaları da bu sayının önemli başlıkları arasında. İstanbul Tabip Odasının hekimleri yakından ilgilendiren güncel düzenlemelere ilişkin görüş ve değerlendirmelerine yer veriyoruz.

İklim krizi artık hekimliğin dışında bırakılamayacak başlıklardan biri. Bu sayıda iklim krizinin yalnızca emisyon azaltımı değil; yaşam hakkı, emek, ekoloji, demokrasi ve adalet perspektifinden de tartışılmasını amaçlayan Halkların İklim Zirvesi’nin, COP31’e alternatif bir buluşma olarak ortaya çıkış gerekçesi ele alınıyor. Tek Sağlık yaklaşımını ele alan yazı ise insan sağlığını hayvanların, çevrenin ve ekosistemlerin sağlığından ayrı düşünemeyeceğimizi hatırlatıyor. Geçmişten bir İstanbul görüntüsü olan “Haliç Girişindeki Balıkçılar” fotoğrafı da bu yaklaşımın bugün neden önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.

“Hekimlik ve Teknoloji” sayfamızda yer alan “Hekimin Dijital Alet Çantası” yazısı doğru dijital araç seçmenin önemini vurguluyor.

Bu sayıda hekimliğe, topluma, düşünce ve kültür dünyamıza iz bırakmış isimleri de hatırlıyoruz. Mesleğe ve hekim örgütlülüğüne bıraktığı mirasla Füsun Sayek’i; hekimliği, bilim insanlığı ve mücadeleci kimliğiyle iz bırakan, yakın zamanda kaybettiğimiz Prof. Dr. Coşkun Özdemir’i anıyoruz.

İstanbul’da hekimlik yapmak, bu kentin tanığı olmak demek. Hastalıklarına, kayıplarına, sevinçlerine, eşitsizliklerine; kimi zaman da insanların en kırılgan anlarına tanıklık etmek… “Anısı Biz Olalım Bu Sokakların” şiiriyle ve belleğimizde bıraktığı izlerle yakın zamanda kaybettiğimiz Ahmet Telli’yi de anıyoruz. Bir kentin anısı biraz da ona dokunan insanların anısıdır. Tıpkı hekimlerinki gibi.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Talat Kırış’la söyleşimizde bir hekimin mesleğinin ötesine uzanan dünyasına konuk oluyoruz. Onu İstanbul Tabip Odası Başkanı olmaya yönelten duygu ve düşüncelerden hekimliğe, edebiyata ve denize uzanıyoruz.

Kültür ve sanat sayfalarımız bizi başka zamanlara, coğrafyalara ve belleklere götürüyor. Odysseia üzerinden mitolojinin binlerce yıldır neden ilgi çekmeye devam ettiğini sorguluyor; Nolan’ın filmi üzerine psikolojik ve politik bir okumaya yer veriyoruz. “Sinema ve Bellek” yazısında hekimlik, kişisel bellek ve sinema iç içe geçiyor. Joaquín Rodrigo’nun Aranjuez Konçertosu’nun doğuşundan farklı toplumların belleğinde kazandığı anlamlara uzanan serüvenini izliyoruz. “Derdini Marko Paşa’ya anlat” sözüyle dilimize yerleşen ve mizah dergilerine de adını veren Marko Paşa’nın izinde, yaşadığımız şehrin başka bir dönemine yolculuk ediyoruz. 

Sinema, müzik, fotoğraf, şiir ve yaşam öyküleri aracılığıyla hekimliğin gündelik mesleki sınırlarının dışına çıkıyor; geçmişe, belleğe ve içinde yaşadığımız topluma farklı pencerelerden bakıyoruz.

Yeni yayın döneminde Hekim Sözü’nün bilimsel yönünü de güçlendiriyoruz. Hekimi anlamaya ve güçlendirmeye; hekimlik pratiğini, sağlık hizmetlerini ve sağlık politikalarını geliştirmeye katkı sunacak bilimsel araştırmalara, analizlere de yer veriyoruz.

Meslek-Kültür-Gündem bölümümüzde ise kültür, sanat, edebiyat, felsefe ve tarihten hekimlik deneyimlerine; tanıklık, anı ve portrelerden film ve kitap değerlendirmelerine; güncel mesleki tartışmalardan örgütsel yaşama kadar hekimliğin insani ve toplumsal dünyasına yer açmayı sürdüreceğiz.

Hekim Sözü’nün farklı düşüncelerin yan yana gelebildiği, tartışılabildiği ve birbirini zenginleştirdiği bir mecra olmasını istiyoruz. Bu nedenle sizleri yalnızca okumaya değil, dergiye katkıda bulunmaya da çağırıyoruz. Yazılarımıza ilişkin görüşlerinizi ve eleştirilerinizi paylaşın; tartışılması gerektiğini düşündüğünüz konuları önerin. Sahada gördüklerinizi, yaşadıklarınızı, iyi örnekleri ve değişmesini istediğiniz uygulamaları bize yazın.

Bilimsel araştırmadan kişisel tanıklığa, mesleki tartışmadan kültür ve sanata kadar hekimliğe dair sözü olan herkese sayfalarımız açık. Çünkü Hekim Sözü, farklı sesler, deneyimler ve düşüncelerle çoğaldığında gerçek anlamını bulacak.

Yazılarınızı hekimsozu.istabip.org.tr/submission/ adresinden gönderebilir; görüş, öneri ve katkılarınızı e-posta yoluyla da (hekimsozu@istabip.org.tr)  bizimle paylaşabilirsiniz.

Sözünüzü bekliyoruz.

İyi okumalar.

M. Çiğdem Apaydın Kaya
Editör